12 Haziran 2022 Pazar
5 Haziran 2022 Pazar
Kur'an'daki Dini -- Ülkemizde En İyi Anlayan -- 3 Kişi ... -- II --
Kur'an'daki Dini -- Ülkemizde En İyi Anlayan -- 3 Kişi -- II -
Neden böyle bir görüş oluştu bence derseniz tabii ki gerekçemi belirtmem gerek... Efendim, ben Kur'an sevdalısıyım. Şu an 77 yaşındayım. Yaşamımın gündelik çalışma ve diğer yaşam aktivitelerimin dışında kalan -- son 36 yılında -- tüm kendime ayırdığım zamanların neredeyse yüzde sekseninde en önemli meşguliyetim, çalışmam, hayatımın eksenindeki en büyük tutku Kur'an olmuştur. Yani bir KUR'AN SEVDALISIYIM !...Okudum, okudum. İnceledim, araştırdım, daha doğru bilgi ve inanca ulaşmak için çabaladım, didindim...
Tam sayısını bilmediğim yaklaşık 400 eserden oluşan özel bir KUR'AN KİTAPLIĞIM OLUŞTU. Başta Milliyet Gazetesi Blog sitesindeki sayfamda on yıl sürede yayınladığım 1600 civarındaki yazılarım toplam 3 milyon civarında okundu. Bu yazımlarımın en önemli konusu da yine Kur'an oldu. Başka blog sitelerinde de faaliyetlerimi sürdürdüm. Son 3 senedir de bu yazımın yayınlandığı '' BLOGSPOT '' sitesinde '' Süleyman Sırrı'dan '' -- isimli köşemde Kur'an ağırlıklı paylaşımlarıma devam ediyorum. ( 713 yazı 390 bin civarında okunma ) Yazılarımın linklerini sosyal medyada FACEBOOK ve TWİTTER'de veriyorum.
Bendeki bu sevdanın nasıl başladığının hikayesine gelince; 9 - 10 yaşlarımdan itibaren aile büyüklerim, çevrem ve din adamlarının - din - konusundaki anlattıkları ilgimi çekti, ama aktardıkları bilgi ve inanç öngörülerini tam benimseyemedim, aklıma yatmadı, tereddütlerim bitmedi...
Hep NEDEN, NASIL ve ACABA ... ? soruları vardı zihnimde, bunlara çevremden, incelediğim kitaplardan medyada izlediğim din adamları ve ilahiyatçı hocalardan ruhumu tam tatmin edici cevaplara ulaşamadığım için 40'lı yaşlarımdan itibaren '' doğruyu arama yolculuğuna '' bizzat çıktım. Kur'an'daki doğru yani '' GERÇEK DİNİ '' öğrenme çabam yukarıda anlattığım gibi yaşam amacım oldu... ( DEVAM EDECEK )
ilk okul öğrencilik dönemimde bir yaz tatilinde ailem tarafımdan mahallemiz camii hocası tarafından verilen Kur'an'ı Arapça orijinal metninden okuma öğretimine gönderildim. Bir ay süre devam ettim Kur'an'ın 50. sayfasını bitirmişken, sıkıldığım için ayrıldım. Sonradan 50'li yaşlarımda bazı kelimelerin anlam derinliğine ulaşabilmek için kendi imkanlarımla yeniden Kur'an harflerini ve okunuşunu öğrendim. Fakat Kur'an'ı Arapça okunmasının gereğine ve böyle davranmakta ısrar edilmesine ve bunun Allah yanında makbul olduğuna inanmıyorum. Çünkü Allah'ın insanlara mesajı olan bu kitabın içinde anlaşılarak, öğrenilerek okunmasının gerekliliği hakkında ayetler olduğunu biliyorum...
***************************------------ D E V A M E D İ Y O R U Z --------- ************************
Bu yazımın başına fotoğraflarını koyduğum, bence ÜLKEMİZDE KUR'AN'DAKİ DİNİ EN DOĞRU VE İYİ ANLAYAN 3 kişi; ikisi ilahiyatçı, Mustafa İSLAMOĞLU ve İhsan ELİAÇIK ile ilahiyatçı olmayan fakat kendi mesleği olan Tıp ilmi çalışmaları yanında öğrencilik döneminden itibaren kendisini Kur'an'ı anlamaya adayan Akademisyen, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeliğinden emekli NÖROLOG Prof.Dr. GAZİ ÖZDEMİR'dir.
Bu kanıya varmak kolay olmadı. Çünkü insanlar, duygularının ve o konudaki daha önce öğrendikleri, benimsedikleri bilgilerinin etkisi altındadırlar. Bir bilgi inanç haline geldiğinde değişmesi çok zor oluyor. Bu doğruyu arama yolculuğunda, işte tamam en doğru bilgiler bu kişidedir diye kanaat oluşuyor, uzunca bir zaman diliminde de bu kanınız devam ediyor, Fakat bir gün o insanın verdiği bir bilgi veya aktardığı inanç size ters geliyor, kabullenmekte zorlanıyorsunuz. Veya o alanda bir başka kişinin görüşleri size daha yakın gelmeye başlayabiliyor. O zaman inancının biraz sarsılıyor, tereddütler, ikilemde kalmalar başlıyor:
---- O mu, bu bu ?... Hangisi daha doğru söylüyor ?...
İşte bu 3 kişinin en KUR'AN'DAKİ DİN ALNINDAN mevcut bir çok isim arasında Kur'an'ı en iyi anlayan 3 kişi olduğu kanısı oluştu bence... Böyle konularda insanların görüşlerini etkileyen, yanlışa veya doğruya götüren birkaç seçenek ve tuzak var : Bir kişinin fikirlerinin çoğunu benimsiyorsunuz. Fakat öyle bir an geliyor, bir görüşü sizin bilgi, inanç ve kabullerinize ters geliyor:
Hadaa ne olacak şimdi ?...
İnsanların çoğu hemen yön değiştiriyor. İyi ve makbul görüşte dediği insan hakkındaki olumlu tavrını değiştiriyor. Onu ( + ) lar listesinden çıkarıyor, ( -- ) 'ler listesine alıyor. Fakat ben böyle bir davranmıyorum: Bir çok konuda fikir birliği içinde olduğum kişiyi tek bir veya iki konuda benim kabullerim dışında kaldı diye dışlamıyorum. Böyle bir davranışın haksızlık olacağına ve tolerans göstermenin daha doğru olacağına inanıyorum:
Çünkü, daha gerçekçi olmak ve iki kişinin her konuda tıpatıp aynı bilgi, görüş ve inanışta olamayacağını biliyorum.
Zamanımızda, bilgi ve inanç konuları alanında -- DOĞRU VEYA YANLIŞ -- bilgi ve görüş bombardımanı ve etkisi -- medya ve internet -- alternatiflerinin çokluğu ve farklılığı sebebiyle yanıltılma ve yanılma tehlikesi altında olduğu önemli bir gerçek olgudur.
İsmini verdiğim bu 3 kişi ile de, tam bilgi, inanç, görüş birliği içinde olduğumu da söyleyemem, her birinden bazı konularda biraz farklı yaklaşmam söz konusu, ama KUR'AN'DAKİ GERÇEK DİNİ ANLAMA ana çerçeve olunca genel mutabakatım döz konusu...
15-20 sene önceleri bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. SÜLEYMAN ATEŞ Kur'an'ı en iyi anlayanlar arasında idi. Bir de bu konuda ismi anılması gerek, ilahiyatçı olmayan değerli bir Kur'an adamı var: İstiklal Marşı Şairimiz rahmetli M.Akif Ersoy var...
30 Mayıs 2022 Pazartesi
27 Mayıs 2022 Cuma
25 Mayıs 2022 Çarşamba
İÇİNDE ALINTERİ VE EMEK OLMAYAN -- MUTLULUK --
İÇİNDE ALINTERİ VE EMEK OLMAYAN -- MUTLULUK --
İÇİNDE ALINTERİ VE EMEK OLMAYAN MUTLULUKLAR, İNSANI ALDATAN BİRER SERAP OLUP; ONU RUHEN TATMİN ETMEKTEN ÇOK UZAKTIRLAR.
-- GERÇEK MUTLULUK -- MUTLAKA BİR ÇABA VE EMEĞE BAĞLIDIR... (*)
(*) Doç. Dr HAYATİ AYDIN -- KUR'AN'DA PİKOLOJİK İKNA -- S.12 -- TİMAŞ yayınları / 2005 İstanbul
22 Mayıs 2022 Pazar
TANRI VARSA >> NEDEN '' K Ö T Ü L Ü K '' VAR >> ?...
TANRI VARSA NEDEN KÖTÜLÜK VAR ?
Bu soru, Ateist düşüncenin kendi yaklaşımına en büyük dayanak ve problem olarak öne sürdüğü bir konudur, sorun ve sorudur bu...
Tanrı varsa ve kullarını seviyorsa evrende neden kötülük var ?
Neden kötülüğe izin veriyor ? Kötülüğü engellemeye gücü yetmiyor mu ?
İzin veriyorsa bu mutlak iyi olduğu söylenen ve kullarını seven Tanrı düşüncesi ile nasıl bağdaşır ?
Kıt aklın, yani kendisine verilen bir yeteneği kullanamamanın, yeterince düşünmemenin ve çok dar bir pencereden kendi yaklaşımı doğrultusunda '' taraflı '' bakmanın sonu olarak oluşturulmuşmuş, uydurulmuş bir soru ve yapay bir problemdir bu konu..
İnsanın bir olayı bir konuyu algılayabilmesi ve kavrayabilmesi için zıt yani tamamen ters olgu ve kavrama da ihtiyacı vardır. Bir şeye '' büyük '' demek için karşılığında '' küçük '' ve de , ''' çirkin '' olarak vasıflandırabilmek için, onun karşıtı '' güzel '' bir olgu, olay ve nesne olmalıdır.
Yani bizim yaratıldığımız evrende, her şey zıttı ile bir anlam bulur... Az - çok, var - yok, kısa - uzun, dar - geniş ... gibi... İnsan tek düze bir hayatta sıkılır, bunalır, yaşama heyecanı duyamaz, mutlu olamaz... Örnek olarak; herkesin, her ihtiyacını karşıladığı,fakirlerin olmadığını bir ortamı düşünün, insanların yaşama ve özellikle çalışma isteği olmaz, zengin olanlar da her ihtiyacını karşılayamaz, çünkü ağır, zor ve kirli ortamlarda çalışmak isteyen insan olmaz....
Bu günkü yaşantıda çok zengin ve ünlülerin yaşantıları medya aracılığı ile gözler önündedir. Çok zenginlerin de çok mutlu oldukları söylenebir mi ? Onun için yaratıcının oluşturduğu düzen çok yönlü, çok renkli ve çok seçeneklidir. İnsanın mutlu olması ve yaşama heyecanı duyması için bu zıtlıklara, farklılıklara ve aksaklıklara, olumsuzluklara da ihtiyaç vardır. Yaşam bunlarla anlam bulur...
Her gün, her mevsim, her yer ve her insan farklıdır. Bugünkü düzende, insanlar bir çok ihtiyaçlarını ve problemlerini halletmiş durumdadırlar. Ama bu güzel evleri, inşa edecek işçiye, mühendise, yük taşıyan, ağır zor işler ile, kanalizasyon gibi hizmetlerde çalışacak insanlara da ihtiyaç vardır.
Hiç bir düzende herkes zengin, herkes fakir, herkes cahil, herkes bilinçli olamaz.. Olursa yaşamanın bir anlamı kalmaz...
18 Mayıs 2022 Çarşamba
ATEİZM' İN İNSAN' A BAKIŞI
Madde ötesini ve paralelinde manevi inançları reddeden, materyalist felsefe anlayışına göre evren yaratılmamış, kendiliğinden ezeli olarak var olagelmiştir. Bu kabule göre evrenin ve evrende - bir şekilde - kendiliğinden oluşan yaşamın herhangi bir amacı yoktur. Canlının - tek amacı - yaşadığı kısa süre içindeki canlılığını, yaşamını en iyi şekilde sürdürebilmesidir.
Bu durum evrenin ve yaşamın başlangıcına ve insanın nereden geldiğine ve dünyada ne için yaşadığına; yani hayatın amacına dair soruları tamamen belirsiz ve yanıtsız bırakan ya da insanı ve yaşamı tesadüflere mal eden bir anlayıştır kuşkusuz... Oysa vahyi ve dini red eden kesimin en sık kullandığı kavram '' Aydınlanma '' dır. Ve yine onların iddialarına göre bilim ve akıl, .insanı karanlıklardan ışığa çıkaran yegane araçtır.
Acaba gerçekten öyle mi ?...
Düşünen her insan yaşamında bir kez dahi olsa şu soruları kendine sormuştur:
Nereden geldim ?
Hayattaki amacım ne ?
Neden yaşıyorum ?
Öldükten sonra nereye gideceğim ?
Bilim ve aklın bu sorulara verdiği cevaplar şunlardır:
'' Ey insanlar;
Sizler hiçlikten, yokluktan tesadüflerin ve bir takım rastlantılar ile bazı kaotik şartların sonucu olarak dünyaya gelen hayvanlarsınız. Aslında sizler de maymunlar ailesinin ve gelişmiş birer ferdisiniz. Geçmişiniz tamamen belirsiz ve karanlık... Sizler, amaçsız, gayesiz, hedefsiz, bilinçsiz kör tesadüflerin ürünüsünüz...
Hayatta yaşamaktan başka bir amacınız yok. Her durumda ne olursanız olun öleceksiniz. Bu dünyada yaptıklarınızın hiç bir anlamı olmayacak, yalnızca sağlığınızda tattığınız zevk ve hazlar yanınızda kar kalacak. Ruh diye bir varlıkta yoktur. Sevap ve günah gibi kavramlar gerçek dışıdır. Eğer birilerine iyilik yapacaksanız sakın size bir karşılığı olacağını sanmayın. Keza dünyanın en şerli, zalim ve zorba insanı olsanız da yakalanmadan ölürseniz kimse size hesap sormayacaktır...
Dünyadaki yaşamın en temel yasası '' GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALIR ''' yasasıdır. Zira EVRİM zayıfları yok eder. O halde hayattaki insanın en önemli ilkesi bir şekilde GÜCÜ elde etmek ve onu elinde tutabilmek olmalıdır.
Keza dünya bir savaş meydanıdır, güçlülerin hayatta kaldığı, zayıfların haklı olsalar da yok olmaya mahkum oldukları bir savaş bu...
Yani salt akıl ve bilime göre geçmişi karanlık ve belirsiz olan insanın geleceği de geçmişin karanlığından daha karanlık ve sıkıntılı karanlık olacaktır. Evrende başıboş, savunmasız ve yalnız olan insan, bir mikroptan tutunda göktaşlarına kadar tüm düşmanları ile boğuşmak zorunda kalan aciz, zayıf ve çaresiz bir varlıktır... (*)
İşte materyalist felsefenin öngördüğü ateist insan !...
(*) Gece Kitaplığı yayınlarından Metin Aydın'ın ATEİZM YANILGISI - Ankara -- 2015 -- S.101-103
17 Mayıs 2022 Salı
ALLAH GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR... /// Nur / 35 ///
ALLAH GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR... /// Nur / 35 ///
Yokluktan ve karanlıktan doğmasını sağladığı evreni, hayatı ve insanı aydınlatan, evrene, insana ve hayata bir anlama katarak, evrendeki tüm karanlıkları ve belirsizlikleri ortadan kaldıran;
9 Mayıs 2022 Pazartesi
5 Mayıs 2022 Perşembe
3 Mayıs 2022 Salı
29 Nisan 2022 Cuma
APTALLAR -- ŞİZOFRENLR -- CAHİLLER
================================== APTALLAR .:: Aptal Olduğunu ŞİZOFRENLAR :: Şizofren Olduğunu C A H İ L L E R :::: C a h i ...
-
Bilindiği gibi Allah'tan insanlara peygamberler aracılığı gönderilen dört ilahi kitap Zebur, Tevrat, İncil ve Kur'an'dır. Kur...
-
================================== APTALLAR .:: Aptal Olduğunu ŞİZOFRENLAR :: Şizofren Olduğunu C A H İ L L E R :::: C a h i ...
-
Mirac'ta Hz.Muhammed'in namaz vakitleri için "Allah'la pazarlık yaptığı" konulu hadis uydurmadır Dinimizde ya...
-
Alevilik ve Şiiliğin ortak noktasının Hz. Ali'ye bağlılık olduğu genellikle bilinen bir husustu. Herhalde bir farklılıkları ol...
-
İslam'ın kutsal kitabı Kur'an hakkında bize öğretilen ve beyinlerimize adeta nakşedilen bir öğreti vardı: ' ' Kur'...
-
Türk akademisyen, ekonomist ve yakın çağ siyasi tarihi uzmanı. Koç Holding ve benzeri büyük kurumlarda ekonomik danışmanlığın yanı sıra ort...