15 Kasım 2018 Perşembe

FETÖ nün ülkemize teslimi Trump'un şeytani bir tuzağıdır..



Trump  kısa bir süre önce PKK ve PYD üzerinden  ülkemiz sınırlarına  komşu bir terör devleti kurma amacına ulaşabilmek için bir senaryoyu uygulamaya koymuş bu konudaki faaliyetlerini perdelemek için hiç kimsenin inandırıcı  bulmadığı  bir icraata başlamış ve  PKK'nın üç önemli elebaşısının yakalanmasına yardım edecekler için milyon dolarlar ödül koyduğunu açıklamıştı... 

Ülkemiz yöneticileri  bu oyunu görmüş ve pek ciddiye almamıştı. Şimdide  senaryosuna ortak olduğu Cemal Kaşıkçı cinayetinde azmettirici olduğu tüm dünyaca bilinin Prens Selman'ın üzerine Başkanımız Erdoğan fazlaca gidip dünya kamuoyu önünde Suudi Arabistan'ı köşeye sıkıştırınca FETÖ'yü  ülkemize teslim etme planını devreye koydu.

Ülkemiz ve dünya kamuoyunun dikkatini önemli başka bir konuya yönlendirip, FETÖ'yü teslim edecek mi, etmeyecek mi, ne zaman edecek söylentileri ile uzunca bir süre  oyalamayı, Kaşıkçı  Cinayeti olayı tepkisini soğutmayı  belki bu arada PYD üzerindeki hedeflerine yönelik faaliyetlerini sessizce ilerletmeyi,  ülkemizin Fırat'ın doğusunun temizlenmesi için  yapacağı kara harekatını durdurmayı hedeflediğini düşünüyorum.

Yani kısaca bu FETÖ  olayı ülkemize yönelik şeytani bir tuzaktır.  Sonucunda  işler istediği gibi gitmezse, Trump cambazı  muhtemelen  FETÖ'yü  bize teslimden vaz geçecektir.

TAM BİR ÇİRKİN AMERİKALI OYUNUDUR...  

Aman dikkat...














14 Kasım 2018 Çarşamba

KUR'AN, ZAMANLAR, MEKANLAR VE MUHATAPLAR ÜSTÜ BİR KİTAPTIR...



KUR'AN

BİR ZAMANDAN KONUŞAN, 
AMA ZAMANLAR ÜSTÜ OLAN,

BİR MEKANDAN KONUŞAN,
AMA MEKANLAR ÜSTÜ OLAN,


MUHATAPLARA KONUŞAN,
AMA MUHATAPLAR  ÜSTÜ  OLAN,

BİR  KİTAPTIR

( Sad/ 87-88 )



**  Mehmet Emin Yıldırım  --  Vahyi Hayata taşımak  --  S. 42 -- Kalem Yayınları










KUR'AN, ALLAH'IN İNSANA DEĞER VERİŞİNİN KANITIDIR...



KUR'AN,  ALLAH'IN  İNSANA  DEĞER VERİŞİNİN  EN  BÜYÜK  KANITI  VE  İLAHİ  TENEZZÜLÜNÜN  
EN  BÜYÜK  GÖSTERGESİDİR.

( İnfitar/ 6 -- İsra/ 67 )

ALLAH'IN SÖZLERİ OLAN KUR'AN NE DEĞİLDİR ?...



KUR'AN  ALLAH'IN  KELAMI  ( Sözleri ) OLDUĞUNA DAİR  DELİLLERE BİR  KAÇ AYETTE VURGU YAPMIŞSA DA ASIL VURGUSU ALLAH'IN SÖZLERİ OLMADIĞINA DAİR  SÖZLERE CEVAP VERMEK VE ONLARI ÇÜRÜTMEK  ÜZERİNEDİR...

1 - Kur'an, ilk muhatabı olan Hz. Muhammed  tarafından uydurulup Allah'a isnat edilmiş bir yalan değildir. 
( Bakara/ 75 -- Fetih/ 15 -- Şura/ 52 -- Yasin/ 69 --  Hakka/ 41 )

2 - Kur'an, herhangi bir şairin sözü değildir.
( Furkan/ 4 -- Ankebut/ 48 )

3 -  Kur'an, bir kahin sözü değildir.
( Hakka/ 42)


4 - Kur'an, bir mecnun ( deli ) sözü değildir.
( Hicr/ 6 -- Kalem/ 1-2 )

5 - Kur'an bir büyü ve büyücünün sözü de değildir.
( Müddesir -- 24 - 25 )

6 - Kuran, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
( Vakıa/ 79 -- Tekvir/ 24-25 )

7 - Kur'an, Hz. Muhammed'e bir beşer ( insan ) tarafından öğretilen söz de değildir.
( Nahl/ 103 )

 8 - Kur'an, geçmişlerin anlattıkları masallar değildir.
( Kalem/ 15 -- Furkan/ 5 )



** Mehmet Emin Yıldırım -- Vahyi Hayata Taşımak -- Kalem yayınları  ( s. 23- 29 )


6 Kasım 2018 Salı

DÜŞÜNCELERİNİZE DİKKAT EDİN........




DÜŞÜNCELERİNİZE  DİKKAT  EDİN  Sözleriniz  Olur,

SÖZLERİNİZE  DİKKAT  EDİN  İnançlarınız Olur,

İNANÇLARINIZA  DİKKAT  EDİN  Kimliğiniz  Olur,

KİMLİĞİNİZE  DİKKAT EDİN  Davranışlarınız  Olur,

DAVRANIŞLARINIZA  DİKKAT EDİN  '' Kaderiniz  ''  Olur..


                                                                          GANDHİ









Hastalığın derindeki boyutu...




KANSER  NASIL  BİR  HASTALIKSA; 
Cimrilik,
Kabalık,
Güvensizlik, 
Korku,
Endişe ve Nefret de
O  ORANDA  BİR HASTALIKTIR  (*)


(*)  Ayhan Aydın  --  Kuantum  İyileşme Kitabı --  Yason Yayınları


DÜNYAYA OYUNCAĞIMIZ MUAMELESİ YAPMAKTAN VAZGEÇMELİYİZ:::

DÜNYA İNSANLAR VAR OMADAN DA  VAR OLABİLİR,  YENİ YAŞAM BİÇİMLERİ ORTAYA  ÇIKABİLİR.  FAKAT İNSANLAR  KENDİLERİNİN  YAŞAYACAĞI ÖZELLİKLERLE  DONATILMIŞ  DÜNYA  VAR  OMADAN  ASLA VAR OLAMAZLAR

YAŞAYABİLECEĞİMİZ BU GEZEGENE,  SANKİ  BİZİM  OYUNCAĞIMIZ  MUAMELESİ YAPMAKTAN  VAZ GEÇMELİ,, O'NUN  DEĞİŞEN  DURUMUYLA UYUM SAĞLAMALI  REZONANSINA  GİRMELİYİZ...


4 Kasım 2018 Pazar

ET İTHAL EDERKEN BÖYLE ÇOK KÜÇÜK KUZU VE DANALARIN KESİMİNE NEDEN ENGEL OLUNMUYOR ?...




ET ÜRETİMİ TÜKETİMİ KARŞILAMADIĞI İÇİN İTHAL EDİLİRKEN  BÖYLE ÇOK KÜÇÜK KUZU VE DANALAR NEDEN KESİLİR ?

BU KESİME VE İSRAFA NEDEN ENGEL OLUNMAZ ?...

3 Kasım 2018 Cumartesi

EVRENDE GÖRÜLEN HER ŞEY.........


EVRENDE  GÖRÜLEN HER  ŞEY;

  • Varlığı ile onu var edene,
  • Hareketiyle onu hareket ettirene,
  • İçerdiği bilgilerle onu bilgilerle donatan mükemmel bir bilgi sahibi olana,
  • Mükemmel tasarımları ile onu tasarlayanın mükemmelliğine,
  • Azametiyle onu var edenin ihtişamlı ve sonsuz gücüne,
  • Özetle, tüm yönleri ile onu ortaya çıkarıp yaratana İŞARET  ETMEKTEDİR...

2 Kasım 2018 Cuma

Kur'an'ın anlatımındaki '' dağınık görüntü '' nedeni...



Kur’an 22 ylıdan fazla bir sürede yani 22 yıl 2 ay 22 gün devam eden sürede parça parça inmiştir. Sure ve ayetlerin dizilişi bu iniş sırasına göre değil, Peygamberimiz tarafından yine vahiyle yapılan bir düzenlemeye göredir. Kur’an’da bu gün art arda bulunan sure ve ayetlerin aralarında, iniş süreleri bakımından birkaç , hatta birkaç senelik zaman farkı olanlar vardır.
Kur’an mevcut düzeni bakımından, insanlığın bildiği tanıdığı tüm kitap örneklerine aykırı bir özelliktedir.* Kur’an’ın diğer kitaplar gibi bir ön sözü yoktur. *
* Ve yine diğer kitaplarda olduğu gibi, sınırlı konuları içeren bir bölümlenme ve konu başlıkları yoktur. *
* Farklı konulu ve amaçlı ayetlerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur* Öğüt ayetlerinden sonra mücadele ve savaşa ( cihad ) çağrı ayetleri, ondan sonrada hukuk kuralları ile ilgili bir ayet, daha sonra da herhangi bir peygamberin hikayesi ( kıssa ) gelebilmektedir.
Bu ve benzeri özellikler ile de alışılmış yazı kurallarına ve bilinen tertip şekillerine uymamaktadır. Örnek olarak Kur’an’ın 10. sırasında yer alan YUNUS suresi inceleyelim:
Bu surede, 1. ve 36. sureler arasında toplam 36 ayetle inkarcıların Kur’an hakkındaki şüpheleri ve bunlara verilen cevaplar ile şüphelerin iptali konusu işlenirken, 37. ayette inanmayanlara Kur’anla meydan okumaya geçilmekte ve bu anlatım 20 ayetle devam etmektedir.
" De ki : ‘ Sizin ortak koştuklarınızdan yaratmayı önce yapacak, öldükten sonra da çevirip tekrar yapacak var mı ‘ ? De ki : ‘ Allah, mahlukatı ( yarattıklarını ) önce yaratır, sonra çevirir yine yaratır. Artık nasıl saptırılırsınız ? ‘ " ( 10 / 34 )
" De ki : ‘ Sizin ortak koştuklarınızdan hakka hidayet eden var mı ? ‘ De ki : ‘ Allah hakka hidayet eder. O halde hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır, yoksa hidayet olunmadıkça kendi kendine hakka yönelemeyen mi ? O halde ne oluyorsunuz, nasıl hükmediyorsunuz ? ‘ " ( 10 / 35 )
" Onların çoğu yalnızca bu zan altında gider ; fakat zan, haktan hiçbir şey ifade etmez. Şüphesiz Allah onların be yaptıklarını bilip duruyor. " ( 10 / 36 )
" Bu Kur’an Allah’tan başkasına isnat edilecek ( dayandırılacak ) bir kitap değildir. Fakat o kendinden öncekinin bir onayı ve kitabın açıklamasıdır. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Bunda şüphe yoktur. " ( 10 / 37 )
" Onu uydurdu mu diyorlar. De ki : ‘ Öyle ise, haydi onun bir misli sure getirin ve Allah’tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadıksanız bunu yapın. ‘ " ( 10 / 38 )
İnanmayanlara Kur’an’la meydan okuma 56 ayetle sone ermekte ve 57. ayetle özendirme ve kokutma yoluyla inkarcıların Kur’an’ı onaylamasına çağrı başlamaktadır:
" Ey insanlar ! İşte size Rabbi'nizden bir öğüt ve gönüller derdine bir şifa ve müminler için bir hidayet ve rahmet geldi. " ( 10 / 57 )
" De ki : ‘ Allah’ın lütfuyla, rahmetiyle, ancak O’ nunla artık ferahlanın. O onların toplayıp durduklarından hayırlıdır. ‘ " ( 10 / 58 )
" De ki : ‘ Baksanıza Allah sizin için rızık olarak neler indirdi de siz onlardan bir haram bir helal yaptınız ! ‘ De ki : ‘ Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz. ‘ " ( 10 / 59 )
Kur’an’ın bu dağınık anlatım görüntüsü ile ilgili olarak şunları hatırlamamızda yarar vardır. Kur’an’ın 22 seneden fazla bir süre devam eden nüzulünün ( inişinin) çeşitli bölümleri, İslam davetinin kademelerindeki çeşitli ihtiyaçlara göre oldu. Bu sebeple böyle bir kitapta, diğer sıradan kitaplar ve din kitaplarındaki bir anlatım bütünlüğü aranmamalıdır. Çeşitli bölümlerin indiği dönemde küçük yazılı metinler halinde yayınlanmak üzere değil, ihtiyaca göre açık hitabeler ( söylevler ) halinde sunulmak üzere gönderilmiş olduğu ve bu amaca uygun bir şekilde yayılmıştır.
İşte bu özellikleri dikkate alarak Kur’an’ı incelediğimizde bu anlatım şeklinin amacına uygun olduğu görülecektir.

31 Ekim 2018 Çarşamba

Kuantumsal bir uygulama: 100 MAYMUN DENEYİ




Kuantum'un  Fizik biliminin atom'dan daha küçük '' Atom altı paçacıklar '' boyutunu ele  alan bir bilim alanı olduğunu ve düşüncenin bir enerji olarak bu kapsama girdiğini Kuantum konusundaki daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Bu gün Düşünce enerjisi ile ilgili kuantumsal ilginç bir deneye  Yason Yayınları'ndan çıkan Ayhan Aydın'ın  '' ŞİFA REHBERİ  KUANTUM İYİLEŞME KİTABI ''  isimli eserinde rastladım. Paylaşmak istedim:

''   100  MAYMUN  DENEYİ  
,
1952'de Japonya'da Koshima Adası' nda bilim insanları  maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı atates bırakıyorlar.  Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama bu yiyeceğin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Fak can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, 18 aylık İmo isimli dişi maymun tatlı patatesleri yakındaki su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor. İmo'nun arkadaşları da patatesleri yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyorlar. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarını  gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasında yayılıyor.

1952 - 1958 yılları arasında genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu patatesleri yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor.  Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden bir şeyler öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi  bildiklerini devam ettirmede ısrar eden yetişkin maymunlar da kumlu patates yemeye devam ediyor.

1958 yılı son baharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor.  Koshima maymunlarının bir kısmı 
( diyelim ki 99 maymun ) artık patatesleri suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor. Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. 100. maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor....

Ama hikaye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları. Yeni BİR DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ TARZI; TOPLUMLARI OLUŞTURAN FERTLERİN BELLİ BİR ORANI TARAFINDAN BENİMSENDİĞİ AN, BU YENİLİK,  MESAFENİN ÖNEMİ OLMAKSIZIN ZİHİNDEN ZİHİNE AKTARILABİLİYOR...  ''










30 Ekim 2018 Salı

ELEŞTİRİ, YORUM NEDİR, NASIL YAPILIR NE YAZIK Kİ PEK BİLİNMİYOR...



Her insan başlı başına bir alemdir. Hem fiziki özellikleri hem de ruhi durumu itibariyle özeldir, bir benzeri yoktur.

Kendi gibi yaşar, düşünür, inanır. Herkes  bir tornadan, fabrikadan çıkmış gibi yaşasa, düşünse, inansa bu dünyada yaşamanın tadı, tuzu ve anlamı kalmaz.

Kişi bu farklılıkları idrak etmeli kabullenmelidir. İnsanlar, gruplar, toplumlar arasındaki  anlaşmazlık ve çatışma işte bu sebepten şöyle düşünmekten, yaşamaktan çıkar:

BAŞKALARI DA BENİM GİBİ YAŞAMALI, DÜŞÜNMELİ, İNANMALIDIR.  BUNUN SONUCU OLARAK DA BENİM GİBİ OLMALIDIR Kİ ONLARLA KOLAYCA ANLAŞABİLEYİM.
,
Bu olabilir mi ?

Tabii ki olamaz. 

Farklı düşünmenin sonucu eleştiri vardır. Yorum vardır.

Bir konuda kendi gibi düşünmeyen ve inanmayan eleştirilir. O düşünce ürünü yazının altına yorum yapılır.

Eleştiri ve ve yorum nasıl yapılır ? 

Eleştirilen konunun meselenin neresi yanlıştır, hatalıdır ?Burası açıkça belirtilir. Kendi görüşünce doğru ve  eleştirilen bölümün nasıl olması gerektiği hususu , delilleri ile karşı tarafı ikna edecek şekilde anlatılır.

AMA DOSTLAR BÖYLE OLMUYOR, BÖYLE YAPILMIYOR !...
Nasıl yapılıyor ?

Yazımın altına yapılan yorumda, fikrimin, düşüncemin neresinde yanlışın ne olduğu, doğrunun ne olması gerektiği belirtilmeden tamamı reddediliyor. Ayrıca yazım değilde  böyle bir fikir ve düşünce açıkladığım için BENİM KİŞİLİĞİM ELEŞTİRLİYOR...

''  --  Aman hocam ne diyor, ne yapıyorsun !.. SENDE Mİ BRÜTÜS. ''   Beni eleştirmek kimin haddine dercesine...

Böyle seviyesiz eleştiri ve yorumları cevaplamama kararı aldım...
Biline...







29 Ekim 2018 Pazartesi

HZ. ADEM ile ilgili yanlış bilinenler !...



1 -- Kur'an'da Adem'in yeryüzündeki ilk ve tek insan olduğu vurgulanmaz. Aksine Adem'e sorumluluk yüklenmeden önce de yeryüzünde bir takım toplumların, milletlerin var olduğuna dair işaretler ve bilgiler vardır.

2 -- Kur'anda Adem'in eşinin isminin Havva olduğu ve Havva'nın Adem'in kaburga kemiğinden yaratıldığına dair bilgi yer almaz.

3 -- Kur'an'da Adem'in yaratıldığı yer olarak belirtilen  '' Cennet '' in ahiretteki ebedi cennet olup olmadığı konusu tartışmalıdır.

4 -- Adem'in şeytanı yada İblis'i görerek onunla yüz yüze ya da yılan suretinde konuğuna dair bilgiler Kur'an'da yer almaz.

5 -- Kur'an'da yasaklanan ağacın  '' elma ağacı '' olduğuna dair bilgi yoktur. Burada önemli olan yasaklanan objenin ne olduğundan çok onun etkisidir.

6 -- Kur'an'da -- Hristiyanların yorumladıkları gibi --  Ademle eşinin çok büyük günah işledikleri, affedilmedikleri ve bu yüzden insanların günah yüklü olduğu bilgisi yer almaz.

7 -- Havva'nın Adem'i etkilediğine dair bilgi de Kur'an'da yoktur. Bu yüzden kadınlar suçlanmaz ya da aşağılanmazlar.

8 -- Bahçeden çıkarılma olayı cennetten kovulma değil, yer yüzüne dağılmadır.

Not: Kur'an'da yer almadığı halde İslam'a monte edilmiş konular Tevrat ve İncil'de bulunmaktadır.



Not: Bu yazının hazırlanmasında Gece Yayınları'ndan Metin Aydın'ın '' Ateizm Yanılgısı '' isimli eserinden faydalanılmıştır







28 Ekim 2018 Pazar

'' IŞIKLAR İÇİNDE UYU '' ne demek ola ?...





Son senelerde vefat edenin arkasından söylenen yazılan bir temenni söylemi türedi:

'' Işıklar içinde uyu  '' ve ''  Işıklar içinde yatsın ''  sözleri.

Dine mesafeli seküler  çevredeki insanlardan çıkan ve geniş taraftar bulan,çoğunluğu Müslüman olan halkımızın kültürüne yabancı olan bu söylem ' beni biraz tedirgin etti ' demeyeyim gönlümü ruhumu huzursuz etmeye başladı...

''  Allah rahmet eylesin  ''

''  Allah taksiratını affetsin  ''  ( Kur'an'da ölünün arkasından yalnızca bu söylem öneriliyor )

'' Ruhu şad olsun gibi '' 

'' Nur içinde yatsın  ''

Gibi temenniler var iken,  kimliğimize ve kültürümüze uygun olmayan  bu söylem kendini Müslüman olarak tanımlayan insanlardan çıkıyor bu uyduruk bir söylem ve temenni.

Bu konuda İnternet'te Uludağ Sözlük sitesinde çıkan bir  ilginç görüş benim ve ülkem insanlarının çoğunluğunun düşüncesini yantsıttığına inandığım için aşağıya alıyorum:


''  aman aman. ağzımdan dindar olduğumu düşündürecek bir söz filan çıkar." endişesi taşıyanların ürettiği bir şey. arkadaş o ışığın adı nur. nur olduğunu kabul etmiyorsan ışık nereden gelecek? koy o zaman etrafına beş on tane aydınlatıcı, uyusun ışıklar içinde.

uyumuyor o, ölü. bu bir.

ışığı algılayamaz çünkü bedeni cansız artık. bu da iki. ruhu algılayabilir bir şeyleri ki o algılayacağı şey de ışık olmaz. ruhani bir şeyler olur. yani madem dinle ilgili bir şeyler söylemekten bu kadar çekiniyorsun komik olma bari. inandığın gibi konuş. ne bileyim...

geberdi gitti işte, toprağa karıştı, o toprakta ot bitecek, otu inek yiyecek, inek toprağa gübreleyecek ve sen gübre olacaksın filan de... bu değil mi inandığın, üç aşağı beş yukarı?

"nur içinde yatsın." bu da üç kelime. ne kadar asil, ne kadar ince hem de..  ''

Dünyadaki Cennet ve Cehennemimiz: VİCDAN



Ateizm düşünce bazında evreni hiçliğe ve amaçsızlığa ve insanı sadece hayatta kalma mücadelesi veren yalnız menfaatini düşünen aciz bir hayvana indirgediğinden herhangi bir ahlaki değer üretemez ve zaten üretmesi de beklenemez. Ama bu durum ateist düşünceye sahip insanların hesinin ahlaksız oldukları anlamına gelmemektedir. Aksine ateist görüşe sahip insanları ahlaklı olması, içlerinde merhamet, şefkat, sevgi, dürüstlük gibi yüce değerler taşıması aslında  ''  vicdan  ''  denilen ilahi bir hediyenin sonucudur.

Vicdan, insanların içine yerleştirilmiş ona cenneti ve cehennem halini yaşatan potansiyel gizli bir güçtür. Diğer bir deyişle ahiretteki cennet ve cehennemin örneği,odak yeri olan gizli bir güçtür.

Yani insanlar ateist olsun, teist ( din sahibi ) olsun, Müslüman Hristiyan ya da başka bire dine, görüşe sahip olsunlar fark etmeden her insan vicdanının parlaklığı oranında ahlaklı, şefkatli, merhametli, yardımsever, paylaşımcı ve iyi olabilirler.

Fakat özellikle yardımseverlik, ve paylaşımcılık  Allah inancı olmayanlarda çok daha az görülür. O halde evrendeki ahlakın temeli Allah inancıdır. Her insan farkında olsun olmasın, O' nun varlığının, merhametinin şefkatinin yansımasını içinde hissedebilir.

Ahlakı evrimle, ya da karşılıklı menfaat ilişkileriyle yada ün sahibi olmanın yaşama kazandırdığı güçle açıklamanın insani açıdan bir değer içermediği ise  oldukça açıktır...












APTALLAR -- ŞİZOFRENLR -- CAHİLLER

    ================================== APTALLAR .:: Aptal Olduğunu ŞİZOFRENLAR ::  Şizofren Olduğunu C A H İ L L E R  :::: C a h i ...